Röportaj

Bursa’da İlk Defa Pink Martini Röportajı

Türkiye’de büyük hayran kitlesine sahip olan, her albümü ile altın ve platin plak kazanan Pink Martini, dünya turnesi kapsamında 14-21 Mayıs tarihleri arasın- da Türkiye’deki hayranları ile buluşacak. 14 Mayıs’ta Bursa’dan başlayacağı Türkiye turnesi öncesi Bursa’da ilk defa BB Life Dergisi’nin sorularını yanıtladı.

En son yayınladıkları stüdyo albümleri “Je Dis Oui” de birbirinden güzel ve unutulmaz e- serlerle yepyeni şarkıları yorumlayan grup, Türk sevenlerine de büyük bir sürpriz yaparak ‘Aşkım Bahardı’ şarkısına yer verdi.

Türkiye’de daha önceleri İstanbul, Ankara, İzmir ve Bodrum’da konserler vermiştiniz. Bu sefer biraz daha farklı olarak Mayıs ayında Bursa’dan başlayıp Konya’da bitecek bir Türkiye turnesine çıkıyorsunuz? Bu turne kararını nasıl aldınız?

Thomas Lauderdale: Türkiye, Pink Martini’nin ilk yıllarından bu yana bize kucak açan bir ülke. Kariyerimizin başladığı yıllarda Fransa ve Türkiye’de çok sevildik. Yıllardır da bu ilginin katlanarak devam ettiğini görüyoruz. Türkiye’deki menajerlik şirketimiz Pasion Turca, bize bu konser rotasını çizdiğinde çok heyecan- landık ve mutlu olduk. Bursa, Adana ve Konya’daki ilk konserlerimiz olacak. Oradaki izleyicilerle tanışacağımız için ve müziğimizi daha çok kişiyle paylaşacağımız için çok mutluyuz. Türkiye’de gerçekten iyi bir dinleyici kitlesine sahipsiniz ve bu kitle her geçen gün artıyor.


‘Fotoğraftaki:Thomas Lauderdale’

Türk dinleyicilerden nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Thomas Lauderdale: Türkiye’de günden güne büyüyen ve müziğimizi gerçekten hisseden bir dinleyici kitlemiz var. Hayranlarımızla çok sıcak ve samimi bir ilişkimiz var. Sahnede bize eşlik ediyorlar, birlikte dans ediyoruz, gerçekten güzel zaman geçirdiğimiz dostlarımız olduklarını hissediyoruz.

Türk müziğinin unutulmaz şarkıları arasında olan ‘Aşkın Bahardı’ ve ‘Üsküdar’a Gider İken’ parçalarını söylerken ki performanslarınız Türk dinleyicilerden büyük beğeni aldı. Farklı dillerde şarkılar söyleyen bir grup olarak Türk müziği sizin kulağınıza nasıl geliyor?

China Forbes: Türk ezgileri, sözleri ve melodik yapıları açısından oldukça zengin. Şarkıların hikayesi de çok etkileyici. Türkiye’ye yıllardır gelip gittiğimiz için Türk müziğine çok aşinayız ve zaman içinde yeni şeyler de keşfediyoruz. Nostaljik Yeşilçam şarkılarına bayılıyoruz. Zeki Müren ve Müzeyyen Senar’ın Türk müziğinde çok önemli yerleri olduğunu biliyoruz.

İstanbul konserinizde Belkıs ÖZENER ile aynı sahneyi paylaşmıştınız. Türkiye’de takip ettiğiniz ve birlikte sahne almayı istediğiniz başka bir isim var mı?

China Forbes: Evet, birkaç sene önce İstanbul’a geldiğimizde grubumuzun diğer solisti Storm Large ve Belkıs Özener, “Aşkın Bahardı” şarkısını birlikte söylediler. Yeni projelere, müzikal işbirliklerine her zaman çok açığız. Her an yeni sürprizlerimiz olabilir.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransız şansonların- dan Brezilya sokak şarkılarına kadar uzanan çok geniş bir repertuvarınız var. Farklı dillerde şarkı söylemenin zorlukları var mı?

China Forbes: Farklı dilde şarkı söylemek hem çok eğlenceli hem de zorlu. Biz yıllardır çok farklı dillerde şarkılar söylediğimiz için artık bu konuda bir reflekse sahibiz. Şarkıları repertuvarımıza alırken o dili çok iyi bilen insanlardan ya da dil uzmanlarından destek alıyoruz. Birlikte telaffuz üzerinde çalışıyoruz. Şarkının hikâyesini, ne anlattığını iyice öğreniyoruz. Kolay değil ama biz her aşamasından çok keyif alıyoruz.


‘Fotoğraftaki: China Forbes’

Sosyal medyada sizden bahseden takipçileriniz, şarkılarınızı dinlerken iş yerlerinden ya da okullarından dışarı çıkıp gezmek istediklerini belirtiyorlar. Müziğinizin böyle bir etkisi var sanırım. Müziğiniz sizin üzerinizde nasıl bir etki bırakıyor?

Thomas Lauderdale: Dinleyicilerimizden böyle şeyler duyunca çok mutlu oluyoruz. Çünkü aslında bizim yapmak istediğimiz tam da bu. Pink Martini dünya çapında bir müzik yapmak üzere yola çıktı. Müziğimizi global pop olarak tanımladık. Sadece Amerika değil, dünyanın farklı birçok coğrafyasından şarkıları araştırıyoruz, repertuvarımıza ekliyoruz. Dolayısıyla bizim şarkılarımız gerçekten de farklı kültürlere, ülkelere doğru bir yolculuk gibi… Sanırım Pink Martini’yi özel kılan da bu.

Herkesin bildiği ve sevdiği nostaljik şarkıları da yorumluyorsunuz. Peki, sizi nasıl bir kitle dinliyor ve takip ediyor?

Thomas Lauderdale: Nostalji dendiğinde akla hemen tozlu raflar, kasvet ve hüzün gelmesin. Evet, bizim repertuvarımız nostaljik şarkıları kapsıyor. Yetişkin dinleyici profiline daha yakınız ama bir taraftan da umut ve neşe vadeden enerjik bir yapımız var. Bu sayede gençleri de çekiyoruz. Hatta böylece yeni nesil o nostaljik şarkılardan haberdar oluyor, bazıları belki de şarkıları ilk kez bizden dinlemiş oluyor. O nedenle konserlerimizde genç dinleyiciler de çok yoğun oluyor.

Konserlerinizde seyircinizle iletişim halindesiniz, onları da performansın bir parçası haline getiriyorsunuz. Grup içindeki enerji ve uyumunuz da dışarıdan çok güzel hissediliyor. Sahne- de olmak size nasıl hissettiriyor?

Thomas Lauderdale: Biz hepimiz müzik geçmişi olan, aynı dili konuşan ve birbirini çok iyi tanıyan bir grubuz. Ve hepimiz yeni şarkılar keşfetmekten, birlikte şarkı söylemekten müthiş keyif alı- yoruz. Önce kendimiz eğleniyoruz. Bu da tabii seyirciye yansıyor. Seyircimiz bizim performanslarımızın vazgeçilmez bir parçası. Şarkıları onlarla birlikte söylüyoruz, hatta onları sahneye davet ediyoruz. Gittiğimiz ülkelerde bu kadar çok sevilmemizin bir nedeni de budur belki de…

Biz Pink Martini şarkılarını grubun iki ana solisti China Forbes ve Storm Large’tan dinliyoruz. Ama “Je Dis Qui” albümünüzde farklı vokaller de yer aldı. Albümün detaylarını sizden dinleyebilir miyiz?

Thomas Lauderdale: “Je Dis Qui” albümümüz için 8 dilde 15 parçadan oluşan bir repertuvar hazırladık. Ari Shapiro, modacı Ikram Goldman, aktivist Kathleen Saadat ve Rufus Wainwright da vokalleri ile bize eşlik etti. China ve Strom ile birlikte albümde çok güzel bir sinerji yakaladığımızı düşünüyorum. Albümle ilgili çalışırken yavaş yavaş herkes bir araya geldi. Zaten hepsiyle yıllardır iletişim halindeydik. Farklı dillerde şarkılar seslendirdiler. Pink Martini’nin zengin müzikal yaklaşımına çok uydu, bu isimlerin katılımı albümün enerjisini de fazlasıyla arttırdı.

Sizi Bursa’da ilk kez dinleme şansına sahip olacağız. Öncelikle BB Life Dergisi olarak, tüm Bursalılar adına size teşekkür ederiz. Turnede Bursa ismi nasıl öne çıktı? Şehir hakkında bilginiz var mı? Okurlarımıza ve dinleyicilerimize bir mesajınız var mı?

Thomas Lauderdale: Bursa, menajerlik şirketimizin, düzenli olarak konserler düzenlediği bir şehir. Türkiye’deki menajerimiz Sinan, daha önce Loreena McKennit, Buika, Monica Molina gibi isimlerin de sahne aldığı Bursa Festivali’nden bahsetti bize ve böylece turne programımıza Bursa’yı da ekledik. Hatta turneye 14 Mayıs’ta Bursa ile başlıyoruz. Gelmeden önce şehirle ilgili araştırmalar yapıyoruz elbette. Bursa’nın tarihi açıdan çok önemli olduğunu, bir sanayi kenti olduğunu ve meşhur bir kebabı olduğunu öğrendik. Gelip görmek ve müthiş yemekleri tatmak için sabırsızlanıyoruz. Bu ilk buluşmaya okurlarınızı ve tüm Bursalıları bekliyoruz.

You may like