Röportaj

Fikri KARAYEL Röportajı

Gördüğüm, tanıma fırsatı bulduğum, takip ettiğim ve uzun uzun konuştuğum lakin, biraz özetle anlatacağım kalbi, müziği mükemmel bir müzik adamı…
Kiminiz ilk kayıtlarını yüklediği 2009 yılından, kiminiz ilk albümünü yayınladığı 2015 yılından ama çoğunuz, 10 milyondan fazla dinlenen “Yol” şarkısından tanıdınız.
Kıbrıs’tan başlayan yolculuğuna, İstanbul’da devam eden bu güzel adamın müzik yolculuğunu, başarı istikametini hep birlikte takip edeceğiz ve bu röportaj dışında da yan yana geleceğimiz başka işlerde de yer alacağız.

   Müzik yolculuğun nasıl başladı?

   Müzik yolculuğum müziği dinleyebilmeyi keşfetmemle, bunun sayesinde yaşadığım değişimleri hissetmemle ve müziğin ne kadar önemli ve güçlü bir medyum olduğunu deneyimlememle başladı. Sonra çeşitli enstrümanlara, çeşitli müzik tarzlarına ve sanatçılara bulaştım. İlkokulda ilk grubumu kurduğum zamandan bugüne dek sahneden hiç inmek istemedim.

   İşler nasıl buralara geldi?

   “Buralar” tam olarak neyi içeriyor emin olamadım ama birinci sorunun cevabı bir giriş olarak değerlendirelim ve kaldığım yerden devam edeyim o zaman hikâyeye. Sanırım buralara doğru geliyorduk. 🙂

   Müziği dinlemek veya yorumlamak ne kadar güzel olsa da içimde her zaman kendi hikâyemi anlatma isteği vardı. Bu güdüyle besteler yapmaya başladım ve yazdıkça hem kendimi daha iyi tanımaya hem de daha iyi anlatabilmeye başladım. Dünyayı sanatsal bir bakışla yaşamak hem çok duygusal hem de insanı birçok açıdan geliştiren bir deneyim. Bu yaşam tarzını benimsedim ve devam ettim şarkılar yazmaya, söylemeye, paylaşmaya. İşler buralara böyle geldi.

   İlk albümünden bahsedelim biraz, gerçekten “Zor Zamanlar” mıydı?

   Evet, daha önceki bir röportajda kişisel bir düşüş döneminin hikayesi olduğunu söylemiştim. Aslında “Zor Zamanlar” her zaman var ama o zamanlar nasıl başa çıkılabileceğini şimdiki kadar iyi bilmiyordum sanırım. Ayrıca kötü deneyimlerin herkesin başına her zaman geldiğini ve mutlu görünen insanların da zor bir zaman geçiriyor olabileceğini henüz tahmin etmiyordum. Bu anlayış takdir edersiniz ki kendi başınıza gelen olayları büyütmenize, kendinizi daha şanssız ve karamsar hissetmenize neden olabiliyor. “Zor zamanlar” bu zamanlarda yazıldı. Sözü, müziği ve Akdeniz’in derinliklerine düşerken çektiğimiz o fotoğraf, bu düşünceleri yansıtıyor. Zaman zaman yaşıyorum aynı hisleri ama artık eskiden olduğu kadar uzun sürmüyor düşüşler.

   Bugün “Hayal Edemezsin” şarkını dinleyenler, yeni sanıyorlar lakin şarkı 2015… Bir çok insanın bana bu şarkıyı “yeni şarkı” diyerek gönderdiğini biliyorum. O dönem bazı şeyler tam oturmadı sanırım.

   Sen nasıl değerlendiriyorsun?

   Bazı şeylerin nereye oturmasını beklediğimize bağlı biraz. Hayal Edemezsin aslında 2009 yılında albüm kayıtlarına başlamadan önce internette paylaştığım bir kaç demo arasındaydı. O dönemde Kıbrıs’tan çıkıp Türkiye’de dinlenen pek bir üretim yoktu. Hayal Edemezsin alternatif bir şarkı ve alternatif seyirci yeni şarkılar keşfetmek için emek veren bir kitle. Bu şarkının kısa zamanda birçok mecrada kendini göstermesi bence bu kitlenin eseri. Hem de alternatif müziğin bugün olduğu gibi Pop müzikle iç içe olmadığı bir dönemde. Bu birçok açıdan güzel bir adımdı benim için.

Öte yandan şarkıların dinlenen değil “patlayan” yada “tutan” şeyler olduğu görüşü var, benim hala benimseyemediğim bir görüş. Şarkıların dönemlik değil uzun soluklu olması beni çok daha mutlu ediyor. Bu yüzden hala Hayal Edemezsin’ i yeni keşfeden, ilk kez duyup paylaşmaya devam eden insanlar olduğunu duyuyor olmak çok güzel bir şey.

   Seninle ilgili merak edilen, senin evveliyatını da bilen insanlardan gelen ortak bir soru var. “Morg” şarkısının kime yazıldığı.

   İsim vermek doğru olmaz tabii ki ama mademki çok merak ediliyor sizinle şöyle bir detay paylaşayım. Şimdiye dek en sık şarkı yazdığım dönemdi. Şarkı yazmaya meditasyon anlamında ihtiyaç duyuyordum ve bu dönemde yazdığım tüm şarkılarımı tek bir kişi için yazdım. “Beni Bırakma”, “Senden Sonra”, “Trenler” ve paylaşmadığım birçok parça bu aynı kadın için yazıldı. “Morg” da bu kadının hatıralarından. Bu noktada isim verirsem telif hakkı da ister artık. 🙂

   4 yıl sonra “Yol” şarkısı geldi ve ben gelişimini takip ettim bu şarkının. Şarkı yavaş yavaş ilerledi ve daha sonra milyonluk bir kitle yarattı kendisine. Bu noktayı merak ediyorum. Hiçbir şarkı eminim “Milyonlar dinlenecek” diyerek yapılmıyor. Hani yayınlandı ve sonrasında seni şaşırtan ne oldu?

   Evet kısa sürede bu rakamlara ulaşan ilk şarkım oldu. Çıktığı günlerde arkadaşlarımla parçanın internetteki yükselişini takip ederken “Bu gidişle 500 bini görürüz” demiştim. 🙂 Sonrasında dalgasını geçtik tabii ki ama “Yol” bana rakamların çok daha ötesinde durumlar kazandırdı.

Senelerdir hayranlıkla takip ettiğim insanların şarkıma eşlik etmelerine, sosyal medyada paylaşmalarına tanık oldum. Büyük sanatçılar olarak değerlendirdiğim insanlardan övgü mesajları aldım, dostluklar kurdum, onlara şarkılar yazmak üzere teklifler almaya başladım. İstanbul’a yeni taşınan bir müzisyenin başına gelebilecek en güzel şey bu. “Yol”’un çıkışından beridir de başıma gelen güzel şeyleri şaşırarak yaşamaya devam ediyorum.

   “Yorgunum Çok” en sevdiğim şarkılardan biri ve bu şarkı en son listelerde bir numaradaydı. Bunlar üreticisine şevk veren nüanslar… Klip de bir o kadar değişik olmuş. Her şarkının hikayesini dinledik, bununda gelişimini dinlemek zevkli olacaktır 🙂

   Çok teşekkür ederim. Canımı sıkan, sinirlerimi bozan bir deneyim yaşadım. “Yol” çıkmadan kısa bir süre önceydi. Birkaç uykusuz geceden sonra bu şarkıyla kızdım birilerine. Kızarken de fark ettim ki hepimiz bir birimizi yoruyoruz gereksiz şekillerde, gereksiz detaylarla. Şikâyetçiydim, yorgundum ve her zaman olduğu gibi anlatmadım derdimi. Oturdum şarkı yazdım. Bu şarkı da o günlerin hatırası.

Yakın geçmişle alakalı çok detay vermek istemiyorum, biraz zaman geçsin hala merak ediyorsanız anlatırım belki daha detaylı. Bence daha önemli olan mesele sizleri nelerin yorduğu, şarkının sizleri size anlattığı açı… ki zaten dinlerken bu hikaye ile bağlantı kurmanızı sağlayan şey sizin hayatınızda, size yorgunluk verenler.

   Biraz senin yansımayanlarını sorsak? “Onur bak ilk defa sana anlatıyorum bro” diyeceğin şeyler var mı? (Olsun yahu hahaha )

   Anlatılabilir olan her şeyi anlatıyorum. Geriye kalanlar şarkılarda, mecazlarda. Anlayan anlıyor bence.

Eleştiriye gülüp geçer misin? Takılır mısın?

   Önce gülerim, sonra düşünürüm, haklı bulursam takılırım, sonra illa ki geçerim.

   Sosyal Medyada veya sosyal platformlarda yapılan yorumların hepsini okuyor musun?

   Ara sıra merak edip bakıyorum, hemen hemen hepsini okuyorum zaman içinde evet.


   Kendine eleştiri yapıyor musun? Bunu bilmek ve oradan yüklenmek istiyorum 🙂

   Evet, olumlu ve olumsuz eleştiriyorum kendimi. Hem kendimle hem de çevremdekilerle paylaşıyorum bu eleştirileri. Doğru yolu bulmam, bir hatayı fazla tekrarlamamam için önemli bir şey bence. Gerek müzikal gerekse kişisel anlamda.

   En büyük hedefin nedir?

   Hedeflerim kısa süreli oluyor genelde. Yeri ve zamanı geldiğinde bir sonraki hedeflerimi belirleyip adımlar atmayı seviyorum. Bu hedefleri de olabildiğince gerçekçi tutmaya çalışıyorum. Eskiden olsa büyük gibi görünen hedefler zamanı geldiğinde sadece bir adım sonrası ve daha elde edilebilir şeyler oluyor. Bu yüzden bana çok da büyük görünmüyor açıkçası hedeflediğim şeyler. Örneğin geçen sene artık bir Top 20 listesine gireyim diyordum. Bu sene Top 20 listesinde aynı anda birden fazla bestem olsun diyorum. Bunlar eğlenceli hedefler, oyun mantığında biraz. Öte yandan yarın bugünden daha iyi olsun, mutluluklar daha kalıcı, çevreler giderek daha güvenilir daha gerçek olsun gibi daha uzun süreli hedefler de oluyor. Bunlar daha çok hayatımı doğru yönde ilerletmek amaçlı.

“Ben geldiğim noktada çok mutluyum” diyor musun?

   Tabii ki mutluyum ama yetinmek bir son olabilir.

   Neden?

   Müzik yapıyorum, insanlarla iç içe duygulara dayalı bir hayat yaşıyorum. Bunun hayalini çok kurdum. Şükredebilmek önemli ve ediyorum da ama yetinmemek de insan doğası. Tamamen tatmin olmuyoruz hiçbir zaman. Bunu kabul ediyorum ve farkındalıkla kullanmaya gayret ediyorum bu durumu. Hırstan uzak, kıskançlıktan uzak olumlu rekabet duygusu ve daha fazlasını istemek de başarı getirebilen doğal bir süreç. Gözlemliyorum, hayaller kuruyorum, ilham alıyorum, daha iyisi, daha güzeli için emek harcıyorum. Ben de herkes gibi daha fazlasını hak ettiğim illüzyonu ile yaşıyorum yani sonuçta.

   Müzik sektörü içerisinde asla yapmayacağım, bunu bana müzik anlamında yaptıramazlar dediğin bir çizgin var mı?

   Müzikal olarak bir sınırım yok. Yenilikler de beni her zaman heyecanlandırıyor ama isteseler de yapamayacağım bir şey var. Rap. Denedim yazamıyorum, söyleyemiyorum. 🙂 Çok dinliyorum ama performansı bambaşka bir şey. Yaptırmasınlar da zaten.

 DÜRÜSTÇE
SÖYLÜYORUM

   1. İnstagram da fake bir profilin var mı? Kendi adım gözükmesin diyerek, başkalarına baktığın

   Peki dürüstçe söylüyorum, yok ama olsaydı kesinlikle olduğunu söylemezdim.

   2. Çağımızın yadsınamaz gerçeği DM’den yürümek 🙂 Yaptın mı hiç?

   Yok yapmadım ama konu benim DM’ye de ulaştı 🙂 konseptten haberdarım 🙂

   3. Bu sektörde sesine ve varlığına tahammül edemediğin, hatta bizzat tanıdığın bir isim var mı?

   Kimsenin varlığına tahammülsüzlük veya saygısızlık etme hakkını bulmuyorum kendimde. Sesine tahammül edemediğim var evet ama bizzat tanımıyorum 🙂

   4. Google da kendini arıyor musun?

   Bazen 🙂

   5. Kıskanan biri misin?

   Hayır

   6. Hayatında biri var mı? (Bunu seni sevenler sormuşlar %30)

   Hmm. Ben de onları çok seviyorum. 🙂 Bence aşk insanı olduğumu bilirler beni sevenler.

   Yakın, yeni projelerden bahseder misin?

   Çok sevdiğim ve sizin de çok sevdiğinizi bildiğim birkaç sanatçı dostumla projeler var bu sıralar. Heyecanla çalışıyoruz. Bir tanesi DJ ve prodüktör, sözlerini yazdığım ve seslendirdiğim bir çalışmamız oldu. Çok yakında dinleyeceğiz hep beraber. Diğerleri ise uzun zamandır hayranlıkla dinlediğim şarkıcılar. Onlar için onlara özel şarkılar besteledim. Uzun zamandır yapmak istediğim birşeydi, şimdi bunların prodüksiyonları ile uğraşıyorum. Bir yandan da kendi şarkılarımı üretmeye devam ediyorum. Bol bol prodüksiyon yani anlayacağınız.

   Son olarak bu röportajı okuyanlara sormak istediğin bir soru var mı?

   Süper, var tabii ki.

   1.Soru: Yol’ u neden bu kadar seviyorlar, onlara bu şarkı ne hissettiriyor ne anlatıyor merak ediyorum.

   2.Soru: Yorgunum Çok’ u dinlerken eşlik edenler neler düşünüyorlar, onları neler yoruyor çok merak ediyorum.

   3.Soru: Beni ilk hangi şarkı ile keşfettiklerini merak ediyorum.

   4.Soru: Son olarak “kış sona ermeden bir yeni şarkı istiyoruz” mu diyorlar yoksa “sen çalışmana bak bitir şu ikinci albümü varsın biraz bekleriz, bol bol şarkı gelsin” mi?

You may like