Gündem

Yoksa Siz Fomo musunuz?

Mesai saatlerinde, ders sırasında ya da farklı bir iş ile uğraşırken, aklınız hep sosyal medyada mı? Sosyal medyadan koptuğunuz zamanlarda kendinizi eksik ya da yarım kalmış hissediyor, bir şeyleri kaçırdığınızı düşünüp moraliniz bozuluyor mu? O zaman dikkat! Siz de fomo olabilirsiniz !

Sosyal medya bağımlılığını son yıllarda çok sık duymaya başladık. Ancak ‘fomo’ hayatımıza yeni giren bir kavram. Özellikle Z kuşağının son yıllardaki en büyük sorunlarından birisi olan ve sosyal medyadan koptuğu zaman oluşan bir şeyleri kaçırma korkusu, gün geçtikçe diğer kuşaklara da geçer oldu. 7’den 70’e bugün neredeyse herkes elinde telefon olmadığı Zamanlar kendisini rahatsız hisseder oldu. Bizde BB Life Dergisi yazarlarından Uzman Psikolog Kaan Yavuz ile ‘fomo’yu sizler için konuştuk.

   Fomo nedir?

   Psikoloji literatüründe FOMO yani ‘Fear of Missing Out’. Hayatta meydana gelen gelişmeleri kaçırma korkusu olarak adlandırılan fomonun, aşırı derece olmadığı müddetçe bir hastalık olmadığını belirten Uzman Psikolog Kaan Yavuz, fomonun gündelik yaşamımızı olumsuz etkilediğini söyledi. Telefonlarla geçirilen vakitlerin bağımlılık seviyesine ulaştığını ve bu durumun, kişilerin yaşamlarında olumsuz etkileri olduğunu belirten Yavuz, şunları söyledi; “Sosyal medya artık bizim için sanal değil gerçeklik teşkil ediyor. Bir şeyleri kaçırmaktan çok korkar olduk. Kendimden örnek verebilirim. Telefonu elime aldığımda bir işim olmamasına rağmen kendimi ilk sosyal medya uygulamalarına bakarken buluyorum.Bir şey yapmak için mi? Hayır. Ama bir boşluk arasında aklımıza gelen ilk şey bu olmaya başladı. Bu duygu kimi kişilerde daha şiddetli olabiliyor. Bu kişilerin, sosyal medyadan koptuğu zamanlar da aklı hep orada kalıyor. Bir şeyleri kaçırdığını düşünerek bu konuda kaygı duyuyorlar. Sinema, tiyatro salonlarında da bunu görüyorum. Ara olduğunda hemen herkesin yüzlerine bir ışık vurmaya başlıyor ve sosyal medyaya giriliyor. Herkesin her şeyini öğrenmeye, her şeyimizi oraya koyup insanlara göstermeye çalışıyoruz. Bu da yaşamımızı olumsuz etkiliyor.”

   Fomo, psikolojik ve fizyolojik olarak kişiye zarar veriyor

   Sürekli sosyal medyada vakit geçirmenin kişileri fizyolojik ve psikolojik olarak olumsuz etkilediğini söyleyen Yavuz, kişilerin kaygıya düşerek sağlıklarını da bozduğunu belirtti. Telefon ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte, kişilerin daha az hareket ettiğini ve bu durumun ilerleyen yıllarda aşırı kilo ve hatta obezite gibi sorunlara yol açabileceğini söyleyen Yavuz, “Devamlı bir ekrana bakmak kişileri hareketsizleştirdiğini için yaşamlarını da değiştirdi. Bununla birlikte kas, eklem ağrıları, beslenme ile ilgili problemler, kilo problemleri ve göz rahatsızlıkları, uyku problemleri yaşamaya başladık. İyi uyuyamamak kişilerin psikolojik olarakta öfkeli, mutsuz, depresif bir ruh halinde olmasına neden oluyor. Kendimizi, sosyal medyada gördüğümüz kişilerle çok fazla kıyaslıyorsak, herkes gibi olmaya çalışıyorsak ya da sosyal medyada kendimizden çok farklı biri gibi görünüyorsak, o zaman psikolojik olarak sorunlara da çok açık hale geliyoruz.” dedi.

   Orta yaş grubunda da fomo görülme ihtimali artıyor

   Sosyal medya ve teknoloji ile iç içe büyüyen Z kulağının yanı sıra, orta yaş grubundan bireylerin de son yıllarda sosyal medya bağlılığının arttığına dikkat çeken Uzman Psikolog Kaan Yavuz, ilerleyen zamanlarda fomonun toplum üzerinde de etkilerinin olacağını belirtti. Sosyal medyada takip edilen kişilerin hep popüler ve ideal kişiler olduğunu hatırlatan Yavuz, ilerleyen yıllarda kullanıcıların beklentilerinin değişeceğini ve narsist bireylerin çoğalabileceğini söyledi.

   Çocukların gözlemleyerek öğrendiğini unutmayın

   Günde kaç saatinizi sosyal medyada geçiriyorsunuz? Peki yanınızda çocuklarınız varken, telefonunuzla ne kadar ilgileniyorsunuz? Sosyal öğrenme kuramına göre çocukların, ebeveynlerini gözlemleyerek öğrendiklerini belirten Yavuz, sosyal medya bağımlısı bir ebeveynin çocuklarınında onlar gibi sosyal medyaya çok düşkün olma olasılığının yüksek olduğunu söyledi. Yavuz, “Çocuklar ailedeki rol model olan kişileri, (anne, baba, abi, abla gibi) ellerinde sürekli telefon, tabletle, sürekli sosyal medya hesaplarına bakarlarken görürse ve çevrimdışı olduğu zaman endişelendiklerini, bir şeyleri kaçırma korkusu taşıdıklarını hissederlerse, ilerleyen yaşlarda onlardan gördüğü bu davranışları olağan sayarak o şekilde davranacaktır. Çünkü ebeveynleri gibi sosyal medyada çok vakit geçirmek ve o platformlardan koptuğu zaman kaygılanmak, onun için olağan ve normal bir davranış biçimi haline gelecektir.

   Fomodan korunmak için ne yapılmalı?

   Sosyal medyada vakit geçirme sürelerinin fomoyu tetiklediğini hatırlatan Yavuz, kişilerin kendi davranışlarını fark  etmelerinin çok önemli olduğunu söyledi. Davranışlarının farkındalığı hakkında önemli açıklamalar yapan Yavuz, fomodan kaçınma yollarını şu şekilde sıraladı; “Öncelikle bunun fark edilmesi gerekiyor. Bu 1. ve en önemli adım. Eğer kişi kendi davranışlarını sorgulamıyorsa, çözüm için harekete geçmeyecektir. 2. adım olarak kişinin kendisine “akıllı telefonumun ya da sosyal medyaya bakma eylemimin yerine başka bir şey koyabilir miyim?” sorusunu sorması olacaktır. “Sosyal medya yokken ben boş vakitlerimde ne yapıyordum? Şimdi ne yapıyorum?” gibi farkındalık yaratan sorular sormak, sosyal medyada geçirdiğimiz vakti, eski alışkanlıklarımızla doldurmamıza yardımcı olacaktır.”

You may like